14 Ocak 2014 Salı

FUTBOL SİZİ SAKIN ALDATMASIN

Az önce gayet sakin, kibar, gülümseyerek buyurun diyerek yol verenlerin bambaşka insanlara dönüştüğü, boğazı patlarcasına bağırıp çağıranların, birbirlerine durmaksızın hakaret edenlerin, birbirini her an yaralamaya ve saldırmaya hazır futbol izleyicilerinin topluluğu… Neredeyse benliğini tamamen futbola vermiş, futboldan başka hiçbir şey düşünmeyen yüzlerce insan…
Futbolla benliğini tamamen kaybetmiş yüzlerce insanın içinde belki 1 hafta sonra ölecek olanlar, kanser olduğundan haberi olmayanlar, kendi ölmese bile çok yakınını, çocuğunu kaybedecek olanlar, trafik kazası geçirecek olanlar, sonuçta hayatı tamamen değişecek olan insanlar var.
Bu insanlardan herhangi birinin başına bunlardan biri geldiğinde o kişi için futbolun hiçbir anlamı kalmayacak, futbolu değil, hastalığını nasıl tedavi ettireceğini düşünecek, yakınını kaybettiğinde, ölümün ne kadar yakın olduğunu düşünecek.
Yani bu kişi öyle bir duruma gelecek ki, tamamen şuurunu yitirdiği, dış dünya ile bağlantısının kesilmesine neden olan bu konunun aslında hiçbir değerinin olmadığını, içine düştüğü durumla zorla da olsa anlayacak. Futbol maçında birine taş atıyor, şişe atıyor ama bu yaptığı hareketin o insanın ölümüne sebebiyet verebileceğini ve kendini geri dönülemez bir yolun içine sokacağını, büyük bir günah yükleneceğini hiç düşünmüyor. Çünkü o ortamda adeta bir hipnoz gibi, yüzlerce insanın birbirine hakaretler yağdırdığı ortamda şiddetli bir akıl kapanması oluyor ve sonuçta kişi yaptığı hareketin sonucunu düşünmeyecek hale geliyor. Kuran’da Allah tek bir insanın ölümüne sebebiyet veren kişinin tüm dünyayı öldürmüş hükmünde olacağını bildiriyor. “…Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur…” (Maide Suresi, 32)
Bir kere katil olan kişi hayatının sonuna kadar katil hükmüne girer ve çok ciddi bir günahı yüklenmiş olur. Düşüncesizce fırlatılmış tek bir taş, tek bir yumruk, tek bir şişe tamamen kendini kaybeden o kişinin ölene kadar katil sıfatıyla anılmasına sebep olur.
Maç sırasında, evinde sevdiklerini, eşini, çocuklarını sadece televizyonun önünden geçtiler diye bile kıran, üzen, etrafına hakaretler yağdıran kişiye yarın öleceği söylense, ya da kanser olacağı söylense, ya da en yakınını kaybedeceği söylense, ya da iflas edeceği söylense hala bu düşüncesizliği yapabilir mi sizce?
Yarın Allah’ın huzuruna çıkıp, hesap verecek olsa, bu dünyada Allah için ne yapmış, nasıl bir hayat geçirmiş, Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşamış mı, yoksa sadece kendi nefsini eğlendirmenin peşine mi düşmüş? Dünyada eziyet gören masum insanlar için futbola gösterdiği kadar ehemmiyet göstermiş mi, mazlumu ezen kişilerin karşısında böyle hassasiyet göstermiş mi? Bütün bunlar sorulacak olsa nasıl cevap verir?
Sonuç olarak hayatının tamamını futbola adayan, futbolla yatıp kalkan, takımının başarısıyla müthiş sevinç duyan, başarısızlığında tarifsiz kedere boğulan, bu uğurda bütün sevdiklerini kıran, hayatının tam merkezine futbolu koyan yüzbinlerce insan var bu dünyada.  Ama insanın dünya hayatında önem vermesi gereken tek şey dünyada yapıp ettiklerine karşılık ahiretteki konumudur. Allah bize ahirette dünya hayatımızı nasıl geçirdiğimizi, Allah için nasıl yaşadığımızı yani vicdanlı, güzel ahlaklı, birbirimizi sevip kollayan bir hayat yaşayıp yaşamadığımızı soracak. Hangi futbol takımını tuttuğumuzu, ya da onların başarılarını değil. Hayatımızı Kuran’a göre yaşayıp yaşamadığımızı soracak, dolayısıyla insanların hayatlarının merkezine futbolu koymaları, sadece futboldan konuşmaları onlara ahirette hiçbir şey kazandırmayacaktır. İnsan tüm hayatını kendilerine verilen akılla ve vicdanını en yüksek seviyede tutarak ve neye ne kadar değer vereceğini çok iyi bilerek geçirmelidir.

Kuşkusuz futbol insana neşe verdiği sürece, sevdikleriyle güzel bir ortam paylaşıldığı sürece son derece zevkli ve heyecanlı bir eğlencedir. Bunu zevkli olmaktan çıkaran ise insanın aşırıya giderek hem kendisine hem de çevresine zarar verecek boyuta getirmesidir. Eğlenceyi yaşayalım, ama hem kendimiz için hem sevdiklerimiz için zarar verici boyuta taşımayalım.