14 Ocak 2014 Salı

SAKIN YALAN SÖYLEMEYİN

İNSANLAR HANGİ DURUMLARDA, NEDEN YALAN SÖYLERLER?

Gurur ve kibir nedeniyle söylenen yalanlar
Alışkanlık ile söylenen yalanlar
Alay etmek ve kızdırmak için söylenen yalanlar
Zor gelen bir işi yapmaktan kurtulmak için söylenen yalanlar
"Bilmiyorum" dememek için söylenen yalanlar
Yaşanan veya tanık olunan olayları abartmak için söylenen yalanlar
Kötülük yapmak ve aldatmak için söylenen yalanlar
Gösteriş yapmak için söylenen yalanlar
Çıkar ve gelir sağlamak için söylenen yalanlar
Bir tartışmada haklı çıkmak ve üstün gelmek için söylenen yalanlar
"Beyaz yalanlar" aldatmacası ile söylenen yalanlar
Yapmayacağını bildiği bir şeyi vaat ederken söylenen yalanlar
İnsanlardan korkup çekinerek söylenen yalanlar

YALANCININ KARANLIK RUH HALİ

Söylediği yalanlara kendisini de inandırmaya gayret eder
Yalancı, tüm akılsızlığına rağmen kendisini kurnaz zanneder
Yalancılığı alışkanlık haline getiren insanlarda utanma hissi olmaz
Yalancı, çevresindeki insanlara güven, sevgi ve saygı duymaz
Yalan söyleyen insan ahireti değil, sadece o anı düşünür

YALANCININ KENDİNİ KANDIRMA YÖNTEMLERİ

İyi niyetle yalan söylediklerini iddia edenler
Söylediği yalanların masumane küçük yalanlar olduğunu öne sürenler
Yemin etmediği sürece söylediği yalandan sorumlu olmayacağını sanmak
Yalanı başka bir yalanla kapatmaya çalışma yöntemi
İnsanlardan çekindiği için yalan söylemeye mecbur kaldığını öne sürmek
Masum ve çocuksu görünümlerine aldananlar
Yalan söyleyip sonra tevbe ederek bağışlanacaklarını düşünenler

YALAN SÖYLEYEN KİŞİNİN ÜSLUBU VE TAVRI

Yalancı sürekli yemin ederek ikna edici olmaya çalışır
Yalana zemin hazırlayan giriş cümleleri kullanır

HER NE SIFAT ALTINDA SÖYLENIRSE SÖYLENSIN, YALANIN HER TÜRLÜSÜ ALLAH'IN HARAM KILDIĞI BIR HAREKETTIR. YALANCILIK, INSANLAR ARASINDAKI GÜVEN VE BAĞLILIĞI YOK EDEN, INSANLARIN SAMIMIYETSIZ BIR HAYAT YAŞAMALARINA NEDEN OLAN BIR DAVRANIŞTIR.


                                                YALANCI İNSANIN KAYIPLARI

Yalancı insan, çoğu zaman çevresindekileri aldatmak ve böylece kendisine bazı çıkarlar sağlamak amacındadır. Çoğu zaman da yalan söyleyerek kurnazlık yaptığını zanneder. Oysa, yalancı, yalanı ile binlerce insanı aldatabilse dahi, daima kayıp içindedir. Ancak, yalancı insan bu gerçeği göremez; sadece o an yalanı ile elde ettiği geçici kazancı hesaba katar ve bundan dolayı karda olduğunu zanneder. Dıştan bakıldığında gerçekten de bir menfaat sağlamış olabilir. Hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde bir işten kaçmak için yalan söyleyebilir. Örneğin "belim ağrıyor, size yardım edemem" diyerek bir eşyanın taşınması işini başkalarına bırakmış olabilir.
Burada kendince zekice bir taktikle fiziksel bir yorgunluktan kurtulmuştur. O an için bu bir yarar olarak görünebilir ama insanın sonsuz yaşamı için bu aslında bir zarardır. Yalanla dünyada elde ettiği bu birkaç dakikalık dinlenme veya işten kaçma o kişinin ahirette kendisi için fayda sağlayacak bir ecri kaybetmesine neden olmuştur ve aslında ona sonsuza dek sürecek bir zarar getirmiştir. Ne var ki, akılsız olduğu için bunu hesaplayıp anlayamaz. Her yalancı, mutlaka hem dünyada hem de ahirette büyük kayıplar yaşar. Allah bir ayetinde, böyle insanlar için şu şekilde buyurmuştur:

(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın. (Fatır Suresi, 43)

Yalancı, insanları aldatmak, kendini temize çıkarmak, çıkarlarını korumak için tuzak kurar, ancak bunun sonucunda kendi tuzağına kendisi düşer ve birçok şeyi kaybeder. Yalan söyleyen insanların uğradıkları kayıplardan bazıları şöyledir:
Çevresindekilerin güvenini kaybetmesi: Her yalancı eninde sonunda kendisini ele verdiği için, çevresindekilerin güvenini ve saygısını kaybeder. Doğru söylediği sözlerine dahi artık şüphe ile bakılır. Bu kimselere hiçbir şey emanet edilmez, kimse yalancı ile ticaret yapmak istemez. Hiçbir zaman gerçek ve samimi bir dost bulamaz. Herkes ona karşı temkinli davranır. İmam Gazali yalan için: "Büyük günahların analarındandır." demiş ve şöyle devam etmiştir: "Kişi yalancı bilinirse sözüne güven kalmaz, gözlerden düşer, nazarlarda değersiz olur. Yalanın çirkinliğini anlamak istersen, başkalarının yalanının çirkinliğine bak, nefsin ondan ne kadar nefret duyacak gör, yalanının sahibini ne kadar istihkar edeceğine, söyleyeceği yalanını ne kadar çirkin bulacağına dikkat et..." (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 10. cilt, s.6)
Kendisine olan saygı ve güvenini kaybeder: Yalancı insan, ahlaksızlığının farkında olduğu için kendisini de kötü ve değersiz görür. Bundan dolayı kendisine saygı duymaz, güvensiz olur. Çevresindekilerin kendisine bakış açısını da bildiği için ezik ve kompleksli bir tavır içinde olur. Bunu bir yandan da kurnazlık ve kendinden eminlikle gizlemeye çalışarak büsbütün itici bir tavır içine girer.
Yalanı her ortaya çıktığında küçük düşer: Yalancı insan yalanı her ortaya çıktığında küçük duruma düşer. Kendisini yüceltmek, kibirini korumak isterken, tamamen aşağılık bir karakter gösterir ve bunu çevresindeki herkes görür. Peygamber Efendimizin de belirttiği gibi "Yalancı hep kendini alçaltmaya yalan söyler." (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 14. cilt, s.548)
İmam Rabbani ise yalancıların düştükleri durumu şöyle izah etmiştir:
"İsra Suresinin 84. ayetinde mealen "Herkes kendine uygun işi yapar" buyruldu. Yani kişinin işi ve sözü, kendinin aynasıdır. Alçakların sözlerine iyi veya kötü karşılıkta bulunmamak daha iyidir. Yalanın sonu gelmez. Onların birbirini tutmayan sözleri, kendilerini rezil etmeye yetişir..." (İmam-ı Rabbani, Müjdeci Mektuplar, s.262)
Vicdanı hep rahatsız olur: Yalan söylemek insanın vicdanında büyük bir huzursuzluk yaratır. Hep bir endişe içinde olur. Allah'ın yasakladığı birşeyi yapmaktan dolayı sürekli iç huzursuzluğu ile yaşarlar.
Yalancıların akılsızlığı, söyledikleri yalanın onlara getireceği sonuçları düşünememelerinden de kolayca anlaşılabilir, Şöyle ki;
1.Yalan söyleyerek Allah'ın karşısına çıkardığı bir denemede başarısız olmuştur.
2.Muhtemelen sevap kazanacağı hayırlı bir işten geri kalmıştır.
3.Çoğu zaman dünyada peşinde olduğu makam-mevki-büyüklük gibi sıfatları dahi zedelenmiştir.
4.Ve en önemlisi sonsuza kadar kalacağı ahiret hayatını tehlikeye atmıştır.
Oysa insan, kendini küçük düşürmek uğruna doğruyu söylese, makam edinme ve büyüklenme iddiası olmadığını ortaya koyacaktır. Üstelik hatasını kabul ederek acizliğini belirttiği için de kendisine şefkat edilip güven duyulmasına vesile olacaktır.
Bunların yanısıra Allah'tan korktuğu için vicdanının sesine cevap vererek şeytanını mağlup etmiş olacak, yalanlarının ardından yaşayacağı vicdani sıkıntı ve karmaşadan kurtulacaktır.
Elbette en büyük kazancı da, Allah'ın hoşnutluğunu kazanarak, büyük bir kurtuluş olan cennete yakınlaşması olacaktır.
Yalancılıkta ısrar edenlerin asıl büyük kaybı ahirette olacaktır. Dünyadaki küçük menfaatleri, anlık zevkleri için Allah'ın sınırlarını tanımayan, yalan söyleyerek ve bunu önemsiz sayarak harama girenler, ahirette bunun karşılığını cehennem azabı ile almaktan korkup sakınmalıdırlar. Her günahkar kendi aleyhinde günah kazanır ve hiç kimseye bir zarar veremez. Yalancının da her yalanı kendi aleyhine döner. Allah Kuran'da bu konuda şu ayetleri bildirmiştir:

Kim bir günah kazanırsa, o ancak kendi nefsi aleyhinde onu kazanmıştır. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 111)
(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır. (Bakara Suresi, 9-10)
Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim de kötülük ederse, o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin, kullara zulmedici değildir. (Fussilet Suresi, 46)


                               AHİRETTE KİMSE YALAN SÖYLEYEMEYECEKTİR

Dünyada ahireti ve her söylediklerinden hesaba çekileceklerini unutarak yalan söyleyen, sinsilik yapan, samimiyetsiz insanlar, ahirette yalan söylemeye güç bulamayacaklardır. Onlar yalan söylemeye yeltenseler dahi, Allah onların yalan söylemelerine imkan tanımayacak, onların ağızlarını mühürleyecek, kendilerini iradeleri dışında konuşturarak, onlar hakkındaki gerçekleri söylettirecektir.
Allah yalancının kendi kendisine ihanetini ve gerçekleri ortaya çıkarmasını ayetlerde şöyle bildirir:

Bugün Biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri Bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir. (Yasin Suresi, 65)
Sonunda oraya geldikleri zaman, işitme, görme (duyuları) ve derileri kendi aleyhlerine şahitlik edecektir.
Kendi derilerine dediler ki: "Niye aleyhimizde şahitlik ettiniz?" Dediler ki: "Herşeye nutku verip-konuşturan Allah, bizi konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
"Siz, işitme, görme (duyularınız) ve derileriniz aleyhinize şahitlik eder diye sakınmıyordunuz. Aksine, yaptıklarınızın birçoğunu Allah'ın bilmeyeceğini sanıyordunuz. İşte bu sizin zannınız; Rabbiniz hakkında beslediğiniz-zannınız, sizi bir yıkıma uğrattı, böylelikle hüsrana uğrayan kimseler olarak sabahladınız." Şimdi eğer sabredebilirlerse, artık onlar için konaklama yeri ateştir. Ve eğer onlar hoşnut olma (dünya)ya dönmek isterlerse, artık hoşnut olacaklardan değildirler. (Fussilet Suresi, 20-24)

Allah ayetlerinde "yalancı günahkarların" hesap gününde nasıl bir muamele göreceklerini ve kendileri yıllar boyunca içlerindekileri gizlemiş olsalar da, o gün içlerindekilerin nasıl ortaya çıkacağını şöyle bildirmektedir:

Hayır; eğer o, (bu tutumuna) bir son vermeyecek olursa, andolsun, onu perçeminden tutup sürükleyeceğiz; O yalancı, günahkar olan alnından. O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yandaşlarını) çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız. Hayır; ona boyun eğme (Rabbine) Secde et ve yakınlaş. (Alak Suresi, 15-19)
Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. Yine de bilmeyecek mi? Kabirlerde olanların 'deşilip dışa atıldığı, 'göğüslerde olanların derlenip-devşirildiği zamanı? (Adiyat Suresi, 6-10)

Dünya hayatında yalancıların yalanları her zaman yüzlerine vurulmaz. Kimi zaman yalan söyledikleri fark edilmez, kimi zaman da yalanlarına sabır gösterilir. Ancak ahirette her insan yaptığı her kötülüğün karşılığını misliyle alacaktır. Allah bir ayette ölüm anında dahi, meleklere yalan söyleyenlerin yalanlarının nasıl kabul edilmediğini ve kendilerine verilen karşılığı şöyle haber vermektedir:

Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o? (Nisa Suresi, 97)

Allah Kendisine karşı yalanlar söyleyenlerin ölüm anlarını ve uğradıkları sonu ise ayette şöyle bildirir:

Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken "Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah'ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim" diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

Allah'ın sınırlarına uymayanlar, yalanı alışkanlık haline getirenler, ahirette yalanlarından dolayı büyük bir pişmanlık duyacaklardır. Akıl ve vicdan sahibi her insanın bu sonu düşünerek yalanın büyük küçük her türlüsünden uzak durması, daima doğru sözlü olması gerekir.


                            ALLAH KURAN’DA YALAN SÖYLEMEYİ YASAKLAMIŞTIR

Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin. Ki O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur. (Ahzab Suresi, 70-71)
…yalan söz söylemekten de kaçının. (Hac Suresi, 30)


              PEYGAMBER EFENDİMİZİN YALANDAN SAKINMAKLA İLGİLİ SÖZLERİ

"Kıyamet günü Allah katında mahluklarının en sevimsizleri yalancılar, kibirliler ve kardeşlerine karşı sinelerinde amansız kin besleyenler olacak ..." (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.355)
"Kıyamet günü Allah kullarının en sefillerinin şunlara bu sözle, bunlara da şu sözle gelen ikiyüzlü kişilerin olduğunu göreceksiniz." (Buhari, Müslim)
"Arkadaşına söylediğin bir sözde o seni tasdik ederken senin ona yalan söylemen büyük bir hiyanettir" (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.299)
"Kul yalan söyleye söyleye ve yalanı araya araya Allah katında pek yalancı yazılır." (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.299)
"Yalan rızkı eksiltir." (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.300)
"Sana Allah korkusunu, doğru sözlülüğü, emaneti yerine getirmeyi, ahde vefayı, yemek yedirmeyi ve mütevazi davranmayı, bol bol selam vermeyi tavsiye ederim." (Ebu Nuaym)
"Allah adına and içen kişi yeminine sivri sinek kanadı kadar (ufak bir) yalan katarsa bu yalan kıyamet gününe değin kalbinde bir leke olarak kalır." (Tirmizi, Hakim)
"Siz doğruluğa devam ediniz, çünkü doğruluk muhakkak sahibini hayırlara eriştirir. İyilikler de cennete hidayet eder, götürür. Doğruluğa devam ettikçe ve doğruyu aradıkça Allah Teala'nın indinde sıddık olarak yazılır. Yalandan sakınınız, muhakkak yalan insanı fücura götürür, fücur ise ateşe yani cehenneme götürür, kul yalana devam ettikçe ve yalanı aradıkça indi ilahi'de yalancı yazılır." (Buhari, Müslim)
" Müslümanda… hainlik ve yalan bulunamaz." (28 İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.303)
"Bir adam Resulullah (sav)'a "Cennet ameli nedir" dedi. Cenab-ı Peygamber de "sıdkdır, doğruluktur, doğru söz söylemektir. Zira kul doğru söz söyleyince iyilik yapar, lütuf ve ihsanda bulunur, böyle lütuf ve ihsanda bulununca Allah Teala da iman nasip edip Allah'ı tasdik eder ve O'ndan korkup- iyi ameller ve ibadetler yapıp, günahlardan da kaçar, böylece iman sahibi olunca da cennete girer." Yine o zat: "Cehennem ameli nedir? Diye sordu, Cenab-ı Peygamber de: "yalandır, yalan söylemektir. Kul yalan söyleyince fasık olur, facir olur, haram ve maasi işler. Facir, fasık olunca nimet-i ilahiyeyyeyi göremez, tuğyan eder, küfran-i nimet eder. Küfran-i nimet edince de cehenneme girer." (Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s.281)
"Eğer siz Allah ve Resulünün sizi sevmesini istiyorsanız, size verilen emaneti yerine veriniz. Söylediğiniz vakit doğru söyleyiniz, komşularınız ile güzel komşuluk yapınız." (Taberani)
"Yalanda hayır yoktur." (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 14. cilt, s.554)
"Yalan yüzü kızartır, nemime (söz taşımak) kabirde azaptır." (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi,, 10. cilt, s. 5-6)
"Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür, birr de cennete götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddik (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir." (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
"Sana şüphe veren şeyi terk et, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir." (Tirmizi, Nesai)
"Sakın yalana yaklaşmayın" (Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 10. cilt, s.11)
"Yalan söz büyük günahlardandır." (Buhari)
"Allah Teala'nın yevm-i kıyamette en mebğuz mahluku yalancı ve kibirlilerdir ve bir de din kardeşlerine karşı içlerinde buğz saklayanlardır, siz bunlara mülaki olursanız siz de onlar gibi davranın. Bunlar Allah ve Resulüne itaate çağrılsalar gayet ağır davranırlar, şeytanın yoluna ve emrine çağrılsalar süratle icabet ederler." (Mehmed Zahid Kotku, Hadislerle Nasihatlar, Cilt 1, s. 45)
Abdullah İbni Abbas (ra) anlatıyor: Peygamber (sav)'den kemalin ne olduğu soruldu. Şu cevabı verdi: "Hakkı söylemek ve sadakatla amel etmektir." (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. Cilt, s. 779)
"Yalandan uzak durun, zira yalan fücur ile birliktedir ve her ikisi de ateştedir." (İbn-i Mace, Nesai)
"Aman doğruluktan ayrılmayın. Doğruluk iyilikle birlikte ikisi cennettedir." (İbn-i Mace, Nesai)
 "Allah'ım gönlümü nifaktan, fercimi zinadan, dilimi de yalandan temizle" (İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. Cilt, s.301)